Kayısı hakkında son dönemdeki gelişmeler, Kirikkale gündemini meşgul eden başlıca konular arasında yer alıyor. Ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla olayın arka planına bakıyor, şehrin beklentilerini değerlendiriyoruz.

Kayıtlara bakıldığında, meyve Klasik Dönem'de Yunan kaynaklarında Ermenistan ile ilişkili isimler (Ἀρμενιακὰ) ile bilinmekteydi. Bitkinin isminin bir bilimsel kaynakta Ermenistan ile özdeşleştirilmesi ilk olarak İsviçreli botanist Gaspard Bauhin'in 1623'te yazılmış Pinax Theatri Botanici türe "Ermenistan elması" anlamına gelen Mala armeniaca denmesiyle kaydedilmiştir. Bu kalıp Gaius Plinius Secundus'a atfedilse de bu savı destekleyen bir kaynak yoktur. Linnaeus Bauhin'in ismini 1753'te yayımladığı Species Plantarum eserinde kullanmasıyla Prunus armeniaca Linnaeus sistemine girmiştir.

Kayısı kelimesi, kökeni Arapça ḳys kökünden gelen ve “zerdalinin iyi ve iri cinsi” manasındaki قَيْسِي (ḳaysī) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça “kıyaslama, ölçme” anlamındaki قيس (ḳays) sözcüğünden +ī ekiyle türetilmiştir. Türkçede ilk olarak 1360'a tarihlenen Dânişmendnâme eserinde bahsi geçmektedir.

Apricot and cross section
Apricot and cross section

Zerdali, Türkiye'nin bazı bölgelerinde genel olarak kayısı anlamında kullanılabilmekle birlikte, kayısının Akdeniz'de yetişen daha küçük meyveli kültivarlarına atıfta da bulunabilir. Tarihi açıdan zerdali kayısıyı belirtmek için kullanılmasına rağmen günümüzde bu anlamlara evrilmiştir. Zerdali kelimesinin kökeni Farsça "kayısı” manasındaki زرد الو (zardālū) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük motamot çevrildiği takdirde "sarı erik" anlamına gelir ve Farsça "sarı" manasındaki زرد (zard) ve erik cinsi meyvelerin genel adı olarak kullanılan آلو (ālū) sözcüklerinin bileşiğidir. Türkçede ilk kullanımı 1400'lerin öncesinde görülmektedir.

Mısırlılar genellikle kayısıları kurutur, tatlandırıcı ekler ve daha sonra bunları amar al-dīn adlı bir içecek yapmak için kullanırlar.

Ermenistan'da kayısı ağacının ahşabı, Ermenistan'da popüler bir nefesli çalgı olan ve aynı zamanda kayısı piposu olarak da adlandırılan duduk gibi ahşap oymalarında kullanılmaktadır. Kayısı ağacından el yapımı birtakım hediyelik eşyalar da yapılır.

Apricot tree leaves
Apricot tree leaves

Şehir Perspektifinden Değerlendirme

Kafkasya Üzerine Beş Konferans, Adıge Dili, İstanbul, 1977; Adığe (Çerkes) Edebiyatı, Kafkasya KD, sayı 39-42, Ankara, 1973.

Adigeceye en yakın dil, Çerkes dillerinin doğu kolu olan Kabardeyce ve daha sonra, şimdi ölü dil olan Ubıhçadır (5). Ubıh dilinden sonra, Abhaz dilinin yaşayan edebiyat dilleri olan "Abazaca" (Karaçay-Çerkesya'da resmî dil) ve "Abhazca" da (Abhazya'da resmî dil) Adigeceye en yakın sayılan dillerdir.

Apricots
Apricots

Akdeniz Havzası, Akdeniz çevresinde Akdeniz iklimine sahip topraklar bölgesidir. Akdeniz Havzası, Afrika, Asya ve Avrupa'nın bazı bölümlerini kapsar.

Are wildfires a disaster in the Mediterranean basin? – A review27 Mayıs 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

Belirtmek gerekir ki, ayrıca bu ülkelerden kimilerine özgü eski sömürgelerde (Namibya gibi; ama Güney Afrika da) dikkate değer ölçüde Almanca konuşan nüfûsa rastlanır. Çeşitli Doğu Avrupa ülkelerinde Almanca konuşan azınlıklar bulunmaktadır. Bunların arasında Rusya, Macaristan ve Slovenya sayılabilir. Ayrıca Kuzey Amerika'nın (özellikle ABD), Latin Amerika'da Arjantin ve Brezilya'nın kimi bölgelerinde Almanca konuşulmaktadır.

2015 yılında yayımlanan kapsamlı bir araştırma dünyada 15 milyon kişinin Almanca dilini öğrenmekte olduğunu ortaya koymuştur.

Gündem ve Yansımalar

Üçüncüsü Çin'de meydana geldi ve Doğu Asya'da kayısı yetiştiriciliğine yol açtı. Kuzey Orta Asya'daki vahşi popülasyonları ve / veya P. sibirica ile melezlerini içermekteydi.

yüzyılda İngiliz yerleşimciler kayısıyı Yeni Dünya'daki İngiliz kolonilerine getirdiler. Modern Amerikan kayısı üretiminin çoğu, İspanyol misyonerler tarafından Batı Kıyısı'na taşınan fidelerden geliyor. ABD ticari üretiminin neredeyse tamamı Kaliforniya'da, bir kısmı da Washington ve Utah'da gerçekleşir.

Araştırmalar gösteriyor ki, kayısı (Prunus armeniaca), Rosaceae (gülgiller) familyasından, 2–10 m yüksekliğinde, dikensi ve tüysüz, Prunus cinsinden bir ağaçtır. Yerli yayılımı, kapsamlı tarih öncesi ekimi nedeniyle biraz belirsizdir. Genetik araştırmalar, Orta Asya'nın ana vatanı olduğunu göstermektedir. Birçok ülkede yaygın olarak yetiştirilir ve birçok yerde yabani olarak bulunur.

İngiltere'de 17. yüzyılda kayısı yağı, tümörler, şişlikler ve ülserlere karşı etkili olan şifalı bitkiler tedavilerinde kullanılmıştır.

Günün sonunda Kirikkale ve çevresi, bu gelişmelerle birlikte daha görünür bir rol üstlenme potansiyeli taşıyor. Okuyucularımıza önerimiz; konunun farklı boyutlarını kendi perspektiflerinden değerlendirmeleri ve yerel kaynakları takipte kalmalarıdır.

Bu kapsamlı analizimizde öne çıkan başlıkları özetlemek gerekirse, Kirikkale'nin bu alandaki potansiyeli ve mevcut dinamikleri geleceğe yönelik umut veriyor. Şehrin ivmesini okumak için güncel verileri düzenli aralıklarla takip etmek faydalı olacaktır.

Kaynaklara göre, meyve Klasik Dönem'de Yunan kaynaklarında Ermenistan ile ilişkili isimler (Ἀρμενιακὰ) ile bilinmekteydi. Bitkinin isminin bir bilimsel kaynakta Ermenistan ile özdeşleştirilmesi ilk olarak İsviçreli botanist Gaspard Bauhin'in 1623'te yazılmış Pinax Theatri Botanici türe "Ermenistan elması" anlamına gelen Mala armeniaca denmesiyle kaydedilmiştir. Bu kalıp Gaius Plinius Secundus'a atfedilse de bu savı destekleyen bir kaynak yoktur. Linnaeus Bauhin'in ismini 1753'te yayımladığı Species Plantarum eserinde kullanmasıyla Prunus armeniaca Linnaeus sistemine girmiştir.

Kayısı kelimesi, kökeni Arapça ḳys kökünden gelen ve “zerdalinin iyi ve iri cinsi” manasındaki قَيْسِي (ḳaysī) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça “kıyaslama, ölçme” anlamındaki قيس (ḳays) sözcüğünden +ī ekiyle türetilmiştir. Türkçede ilk olarak 1360'a tarihlenen Dânişmendnâme eserinde bahsi geçmektedir.

Kaynaklara göre, zerdali, Türkiye'nin bazı bölgelerinde genel olarak kayısı anlamında kullanılabilmekle birlikte, kayısının Akdeniz'de yetişen daha küçük meyveli kültivarlarına atıfta da bulunabilir. Tarihi açıdan zerdali kayısıyı belirtmek için kullanılmasına rağmen günümüzde bu anlamlara evrilmiştir. Zerdali kelimesinin kökeni Farsça "kayısı” manasındaki زرد الو (zardālū) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük motamot çevrildiği takdirde "sarı erik" anlamına gelir ve Farsça "sarı" manasındaki زرد (zard) ve erik cinsi meyvelerin genel adı olarak kullanılan آلو (ālū) sözcüklerinin bileşiğidir. Türkçede ilk kullanımı 1400'lerin öncesinde görülmektedir.

Mısırlılar genellikle kayısıları kurutur, tatlandırıcı ekler ve daha sonra bunları amar al-dīn adlı bir içecek yapmak için kullanırlar.

Ermenistan'da kayısı ağacının ahşabı, Ermenistan'da popüler bir nefesli çalgı olan ve aynı zamanda kayısı piposu olarak da adlandırılan duduk gibi ahşap oymalarında kullanılmaktadır. Kayısı ağacından el yapımı birtakım hediyelik eşyalar da yapılır.

Üçüncüsü Çin'de meydana geldi ve Doğu Asya'da kayısı yetiştiriciliğine yol açtı. Kuzey Orta Asya'daki vahşi popülasyonları ve / veya P. sibirica ile melezlerini içermekteydi.

yüzyılda İngiliz yerleşimciler kayısıyı Yeni Dünya'daki İngiliz kolonilerine getirdiler. Modern Amerikan kayısı üretiminin çoğu, İspanyol misyonerler tarafından Batı Kıyısı'na taşınan fidelerden geliyor. ABD ticari üretiminin neredeyse tamamı Kaliforniya'da, bir kısmı da Washington ve Utah'da gerçekleşir.

Kayısı (Prunus armeniaca), Rosaceae (gülgiller) familyasından, 2–10 m yüksekliğinde, dikensi ve tüysüz, Prunus cinsinden bir ağaçtır. Yerli yayılımı, kapsamlı tarih öncesi ekimi nedeniyle biraz belirsizdir. Genetik araştırmalar, Orta Asya'nın ana vatanı olduğunu göstermektedir. Birçok ülkede yaygın olarak yetiştirilir ve birçok yerde yabani olarak bulunur.