Türk çayı hakkında son dönemdeki gelişmeler, Kirikkale gündemini meşgul eden başlıca konular arasında yer alıyor. Ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla olayın arka planına bakıyor, şehrin beklentilerini değerlendiriyoruz.
çayın servisi ile ilgili yöresel farklılar mevcuttur. Örneğin Tokat bölgesinde çay bardağının üzerinde “dudak payı” adı verilen bir boşluk bırakılır. Erzurum çevresinde demlikten, yaprakları süzülmeden doldurulur, genellikle açık renkli ve kaşıksız olarak sunulur ve çay içerken ufak şeker parçaları ağız içinde tutulup eritilir.
Türkiye'de çay yetiştirmek için 20. yüzyıl başından itibaren bazı girişimler olmuşsa da ülkede çay üretiminin geçmişi, 1940'lı yıllarda dayanır. Çay yetiştirmeye yönelik bilinen ilk girişim Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Sultan II. Abdülhamid'in saltanatı sırasında Uzak Doğu'dan getirilen çay fidanları ve tohumların Bursa’da ekilmesi ile gerçekleşmiş; ancak ekolojik koşulların uygun olmaması sebebiyle bu girişim sonuçsuz kalmıştı. 1918’de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu hocalarından botanikçi Ali Rıza Erten, I. Öne çıkan bilgilere göre, dünya Savaşı’nın ardından da Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin, Doğu Karadeniz’de çay yetiştirme konusunda incelemeler yaptı. Zihni Derin’in Rize’deki çalışmaları sonucu 1923’te ilk çay fidanlığı kuruldu. Ertesi yıl yine Zihni Derin’in çabası ile "Rize ili ve Borçka ilçesinde Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay Yetiştirilmesine Dair 407 Sayılı Kanun" kabul edildi.
Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2018 yılı verilerine göre dünyadaki çay tarım alanlarının %2'si Türkiye'dedir ve Türkiye 2018 yılı dünya çay üretiminde %4 paya sahiptir. 2019 yılında 1,45 milyon ton çay üreten Türkiye, 3968 ton ihracat ile dünya çay ihracatı sıralamasında 31. sırada yer almıştır.
camdan üretilmiş ince belli çay bardağı Türkiye'deki çay kültürünün bir parçasıdır. Türkiye'de ideal çay bardağı olarak camdan ince belli bardaklar kullanılmakta olduğu 2007 yılında Şişecam'ın yaptığı bir araştırmada ortaya konmuştur. Geleneksel çay bardağı kulpsuz ve küçüktür, dar bir ağzı vardır. Bardak, çayın soğumadan bitirilebileceği bir hacimdedir ve bardağın içindeki çay havayla geniş bir yüzeyde temas etmez. İnce belli formu, çayın soğumasını yavaşlatır ve bardağın kolayca kavranmasını sağlar. Belirtmek gerekir ki, bardağın şeffaf olması ve ince camdan üretilmesi sayesinde rengini görmek, dem ve çay oranını ayarlamak mümkün olur.
Çayın kimlik ve misafirperverliğin sembolü olma kültürü 2022 yılında Türkiye ve Azerbaycan için UNESCO somut olmayan kültürel miraslar listesine alınmıştır.
Bölgesel Etki Alanı
İstanbul Halkalı Yüksek Ziraat Okulu mezunudur. Selanik Yüksek Ziraat Okulu, Botanik, Bitki Hastalıkları ve Haşerat Öğretmenliği ve laboratuvar memurluğu, Seydi Köy Bağcılık ve Bahçecilik Okulu 2. Müdürlüğü, Halkalı Yüksek Ziraat Okulu, Bitki Hastalıkları ve Fizyoloji Öğretmenliği, Bitki Hastalıkları İstasyonu Memurluğu, Orman Yüksekokulu Teşrih ve Fenni Hayat Nebatat Öğretmenliği, Yüksek Baytar Okulu 2. Müdürlüğü, Fen Fakültesi Botanik Öğretmenliği, Halkalı Yüksek Ticaret Okulu Müdür Vekilliği ve Direktörlüğü, Ziraat Bakanlığı Ziraat Genel Müdürlüğü, TBMM II. Dönem (Ara Seçim), III., IV., V., VI., VII., VIII. Dönem Mardin Milletvekilliği ile VIII. Dönem Bütçe Komisyonu Başkanlığı ve 17. Hükûmet Devlet Bakanlığı yapmıştır.
Fransızca bilen ve evli ve bir çocuk babası olan Erten, 14 Mayıs 1964'te 77 yaşında öldü. Cenazesi 16 Mayıs 1964'te Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
Amasya Baklalı Dolması 17.08.2021 tarihinde, Amasya Çöreği 24.08.2021 tarihinde, Amasya Etli Çiçek Bamyası Yemeği 22.11.2021 tarihinde, Amasya toyga çorbası 01.12.2021 tarihinde, Amasya Patlıcan Pehli 05.04.2022 tarihinde, Burmalı Amasya Çöreği 07.06.2022 tarihinde, Amasya Yağlısı 16.06.2022 tarihinde, Amasya Keşkeği 28.07.2022 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve coğrafi işaret almışladır.
MÖ 60. ve MS 19. yıllarda Amasya'da doğduğu tahmin edilen ve coğrafya ilminin mucidi olarak tanınan Strabon, yazdığı ünlü coğrafya kitabı Geographica'da Amasya'dan Amasseia olarak söz etmektedir.
Anadolu Ajansı, 2 Mart 1925 tarihinde Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi ile özerk bir statü kazandı. 18 Kasım 2012'de Kahire merkezli Arapça Haberler Bölge Müdürlüğü açıldı. 22 Ocak 2013'te Beyrut şubesi, 30 Mayıs 2013'te de Gazze şubesi açıldı. Anadolu Ajansı, Türkçe, İngilizce, Arapça, Rusça, Fransızca, İspanyolca, Kürtçe, Soranice, Farsça, Endonezce, Boşnakça, Arnavutça, Makedonca olmak üzere 13 dilde yayın yapmaktadır.
"İslam'ın canevi olan Osmanlı Saltanatı merkezinin düşman işgaline geçmesi, bütün ülke ve ulusumuzun en büyük tehlikeyle karşılaşması sonucu olarak bütün Rumeli ve Anadolu'nun giriştiği ulusal ve kutsal savaşım sırasında, Müslüman kişilerin iç ve dış en doğru havadisle aydınlanmalarının zorunlu bir gereksinme olduğu önemle göz önüne alınmış, bunun sonucu, burada en yetkili kişilerden oluşan bir özel kurul yönetiminde, Anadolu Ajansı (AA) adı altında bir kurum kurulmuştur. Anadolu Ajansı'nın en hızlı araçlarla vereceği havadis ve bilgi aslında Temsilciler Kurulumuzun belgeli ve asıl kaynaklarının sonucu olacağı için bu ajans bildirimlerinin oraca ve özellikle Müdafaa-i Hukuk örgütümüzce dahi seçilecek caddelere ve toplanılacak yerlere asılması, dağıtımı, dahası bucak ve köylere dek ulaştırı
Pratik Öneriler ve Notlar
Çay servisinin yoğun olduğu çay ocağı, kahvehane, işyeri ve ticarethanelerde çay kazanları kullanılır. Kazanın altında sıcak su için musluk bulunur; üst kısma demlik konur. Kazanlar genellikle bakır, teneke ve paslanmaz çeliktendir; kazanın içindeki suyun ısıtılması için günümüzde daha çok likit gaz ve elektrik kullanılır.
Çay süzgeci, demlikten dökülen çay tanelerini süzmeye yarayan bir gereçtir ve çay bardağının üzerine oturacak biçimde tasarlanır.
Türk çayı, genellikle açık alev üzerine yerleştirilmiş çaydanlıkta pişirilir. Büyük kaba (çaydanlık) su, diğer kaba ise çay konulur. Demlik çaydanlığın üzerinde bulunduğundan alttaki suyun ısısı ile ısınır. Su kaynayınca çay tozunun üzerine dökülerek güçlü bir çay elde edilir. Eğer su fazla konulursa açık bir çay, az konulursa koyu kıvamlı bir çay elde edilir. Demlik çaydanlığın üzerinde bulunduğundan alttaki suyun ısısı ile ısınmıştır. Aromada kaliteyi artırmak için kimilerine göre demliğin içine baştan çayı ile bir miktar su koymalıdır. Demliğe çay ile kaynamış su eklendikten sonra çaydanlıktaki eksilen su soğuk su ile tamamlanarak demlenme sürdürülür. Demlenme ne kadar uzun olursa dem o kadar koyulaşır ve tadı acımaya başlar. Türk usulü çayda kafein miktarı fazla demleme nedeni
Çay askısı, çok miktarda çayı taşımaya yarayan bir tepsidir ve genellikle çay ocaklarında kullanılır. Taşıma sırasında oluşan salınım etkisi, yukarıdan tek noktalı tutuş sayesinde emiri ve çay bardakları böylece oluşan merkezcil kuvvet sayesinde tepsinin tabanına tutunma eğilimi gösterir. Askı ile çay dağıtan personel, "askıcı" olarak adlandırılır. Askcıının hüneri askıyı tutacak ekseninde tam tur çevirip çayları dökmemesi ile ölçülür.
Sonuç olarak Kirikkale'nin bu alanda artan dinamizmi, hem yerel hem de bölgesel dengeler açısından önemli sinyaller veriyor. Önümüzdeki dönemde konunun nasıl şekilleneceği, hem yatırımcılar hem de vatandaşlar tarafından merakla bekleniyor.
Kirikkale özelinde gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili yeni haberler ve güncellemeler, önümüzdeki günlerde haberimiz bölümünde yer alacak. Okuyucularımıza kapsamlı bir perspektif sunmak en önemli önceliğimiz.
Çayın servisi ile ilgili yöresel farklılar mevcuttur. Örneğin Tokat bölgesinde çay bardağının üzerinde “dudak payı” adı verilen bir boşluk bırakılır. Erzurum çevresinde demlikten, yaprakları süzülmeden doldurulur, genellikle açık renkli ve kaşıksız olarak sunulur ve çay içerken ufak şeker parçaları ağız içinde tutulup eritilir.
Türkiye'de çay yetiştirmek için 20. yüzyıl başından itibaren bazı girişimler olmuşsa da ülkede çay üretiminin geçmişi, 1940'lı yıllarda dayanır. Çay yetiştirmeye yönelik bilinen ilk girişim Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Sultan II. Abdülhamid'in saltanatı sırasında Uzak Doğu'dan getirilen çay fidanları ve tohumların Bursa’da ekilmesi ile gerçekleşmiş; ancak ekolojik koşulların uygun olmaması sebebiyle bu girişim sonuçsuz kalmıştı. 1918’de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu hocalarından botanikçi Ali Rıza Erten, I. Dünya Savaşı’nın ardından da Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin, Doğu Karadeniz’de çay yetiştirme konusunda incelemeler yaptı. Zihni Derin’in Rize’deki çalışmaları sonucu 1923’te ilk çay fidanlığı kuruldu. Ertesi yıl yine Zihni Derin’in çabası ile "Rize ili ve Borçka ilçesinde Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay Yetiştirilmesine Dair 407 Sayılı Kanun" kabul edildi.